Ana Sayfa|Eğitim|Etkinlikler|Program|Çocuk|Anne Baba|Yazılar|Şiir-Öykü|Fotograflarla|Sergi|Müzik|İletişim
 

Oyun hayatın kendisidir...
Oyun, doğada insanın, irade ve hareket gücüyle bir yaratma eylemidir. Sanılanın aksine ciddi bir uğraştır, belirli kurallara göre yürütülmesi gereken bir aktivitedir.Bazılarımız fiziksel aktivite gerektiren uzun eşek gibi oyunları severken, bazılarımız ise satranç gibi zihinsel aktiviteleri tercih eder. Ancak bir şekilde hepimiz oyun oynamayı seviyoruz. Oyun kendi yolumuzu çizmenin, çevremiz üzerinde kontrolümüzü hissetmenin, gücümüzü sınamanın, neden sonuç ilişkileri kurarak öğrenmenin, hayallerimizi gerçekleştirmenin anahtarıdır. Oyun duygularımızı özgürce ifade etmenin bir yoludur. Yarattığı ruhsal dinginlik sebebiyle olsa gerek oyun oynayan yetişkinlerin daha uzun yaşadığı yolunda araştırma sonuçları mevcuttur.

 

Sokak oyunları mazide mi kaldı?

Pedagoglar oyunun çocukta zihinsel yetileri, sosyal davranışları ve motor becerileri geliştirdiğini vurguluyorlar. Psikiyatri tedavide oyunun iyileştirici gücünden faydalanıyor. Toplum üzerinde gerçekliğin stresi ve ekonomik baskılar arttıkça, daha geniş kitleler sporun rahatlatıcılığına sığınıyor. Diğer taraftan da çocukların eğitim sisteminde şartlar ağırlaştıkça, rekabet arttıkça, eğitim oyun zamanından çalmaya başlıyor, sosyal becerisi çok kısıtlı, paylaşmayı öğrenemeyen, dizlerinde yara bere olmayan bir nesil yetişiyor. Hocaya çaktırmadan cami halılarında uzun eşek oynamak şöyle dursun, eşeği bile hayvanat bahçesinde gören çocuklarımızın solgun yüzlerine bakarak “nazar değmesin bilgisayar kurdudur” demek içimizi buruyor. Sokaklarda oynarken yaşamın geri kalanında işimize yarayacak pratikleri yapma fırsatını çocuklarımıza The Sims oyunu ile kazandırmaya çalışıyoruz, fakat sosyalleşmek isteyen sim’e komşu kadını öptürmek, yan  bahçeden çalınan incirleri suç ortağıyla paylaşmanın yerini tutmuyor.

 

Peki Kim Ebe Olacak?

Oyunların vazgeçilmez kurallarından birisi ebe seçimidir. Hemen her kültürde ebe seçimi sayışmalarla olur. İşaret parmağıyla yapılan “ooo” diye başlayan sayışmalardan, ayakla yapılan adımlamalara kadar çok sayıda türü olabilir. En komiklerinden birisi “aldım verdim, ben seni yendim, gazeteye ilan vermeye geldim” şeklinde olanıdır. Her ne kadar takımlar için adam seçmelerin sonunda “sizin takım çok güçlü oldu” gibi cılız itirazlar olsa da çocuk aklı ile yapılan demokratik bir seçim yöntemidir. Sayışmalarda söylediğimiz Eveleme Geveleme adlı tekerleme Türkmenistan’da da söyleniyor.

Türkiye’de:
Eveleme develeme-Deve kuşu kovalama-Çengi çember, miskü amber-Sazı, tuzu-Berber kızı-Ne gün geldin-Yazın geldim-Yazılalım-Bir tahtaya dizilelim-Encik, mencik-Sen dur-Sen çık

Türkmenistan’da: Eveleme develeme-Gargı goyunun ganı bilen-Salgım üzümün sağını bilen-Agam oğlu nere gitti-Duza gitti-Haçen gelcek-Yazın gelecek-Eginin gız-Yola düş-Yorgala (yürü)-Yatıver sen çık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünya Oyunları

 

MAMBA: Eski bir Afrika çocuk oyunu olan mamba adını Kuzey Afrika`da yaşayan zehirli bir yılandan alıyor. Bu oyunda çevresi çizgiyle sınırlandırılmış bir alan belirlenir, örneğin oyuna katılan yirmi çocuk için 10x10 metrelik bir alan yeterlidir. Tüm çocuklar oyun boyunca alanın içinde kalmak zorundadırlar. Bir çocuk mamba olarak belirlenir. Mamba yılanı çocukları yakalamaya çalışır, yakalanan çocuk yılanın arkasına geçerek omuzlarına tutunur ve gittikçe uzayan yılan gövdesinin parçası olur. Sadece yılanın başını oluşturan en öndeki “mamba” çocuk diğerlerini yakalayabilir. Alanın dışına çıkan çocuk oyun dışında kalır. Yılana yakalanmadan kalan en son çocuk bir sonraki oyunda mamba olur. Nokia’nın meşhur Snake oyunu nerden çıkmış şimdi anladık. Fakat sokakta oynanan mambanın keyfini verir mi dersiniz?

PASİ MİSİ: Kültürler değişiyor ancak bazı oyunlar şaşırtıcı biçimde her yerde kendisine yer buluyor. İşte İspanya’dan bir oyun Pasi Misi. Aç kapıyı bezirgan başı oyunu aslında. Her ne kadar oyunun Türk versiyonu tüyler ürpertici bir melodiye sahip olsa ve sonunda insan kendisini sıkıca tutan iki çift kol sayesinde tam bir kapana kısılmışlık hissi yaşasa da "portakal mı muz mu" gibi bir soruya çok da düşünmeden bir cevap vererek ölümden son anda kurtulma hissi yaşayabilir. İspanyol versiyonunda ise ne inatçı “bezirganbaşı” , ne verilecek “kapı hakkı”, ne de arkadaki “yadigar” var, üstelik neşeli bir şarkısı var : Pasi misí, pasi misá, por la calle de Alcalá. ( meali:Alcala caddesinde hızla kaçan bir kişi ve tuzağa yakalanan ikinci kişiden bahsediliyor). Meyve adı seçen çocuk bir "bezirganbaşı"nın arkasında sıraya giriyor, sonraki çekiştirmeler, yerlerde yuvarlanmalar her ülkede aynı.

UŞTU UŞTU: Kazakistan’da oynanan uştu uştu da ise oyuncular aralarında seçtikleri ebenin karşısına dizilirler. Ebe Uştu Uştu Sunkar (kuş) Uştu’ deyince çocuklar kollarını kaldırarak uçma hareketi yaparlar. Ebe ‘Uştu Uştu Tulpa (at) Uştu’ deyince kollarını indirirler. Ebe, uçan hayvan ismi söylediğinde çocuklar kollarını kaldırır, uçmayan hayvan ismi söylediğinde indirirler. Şaşıran oyuncu o oyundan çıkar, en sona kalan oyunun galibi olur

HANETUKİ: Bir Japon oyunu olan Hanetuki ise daha çok kızlar tarafından oynanan bir tür badmintondur. "Hagoita" adı verilen bir yüzünde bebek olan süslü tahta raketlerle "hane" adı verilen tüylerden yapılmış top rakibe gönderilir.

COYOTE: Meksika’da oynanan iki kişilik bir oyun. Tebeşirle kaldırıma ya da sopayla kuma aşağıda gösterilen 16 karelik oyun alanı çiziliyor. Tilki olarak adlandırılan bir büyük taş ve tavuk olarak adlandırılan 12 küçük taş var. Oyunculardan birisi tilki, birisi tavuk oluyor. Oyunun başında taşlar birinci karedeki düzende diziliyorlar. Sırasıyla bir tilki bir tavuk çizgiler üstünde ilerliyor. Ancak tilki tavukların üstünden atlayarak onları yutabiliyor, tabi eğer tavuğun bir kare sonrası boşsa. Tilki konumları uygunsa birkaç tavuğu peşpeşe yiyebiliyor. Yutulan tavuklar oyun alandan çıkarılıyor. Tavuklar ise sayıca üstünlüklerini kullanarak hem birbirlerini koruyorlar, hem de tilkiyi sıkıştırarak hareket alanını daraltıyorlar. Tüm tavuklar yutulduğunda ya da tilki hareket edemeyecek biçimde tavuklarca sıkıştırıldığında oyun bitiyor.

Bizden Bir Oyun - Dalye

Kahramanmaraş bölgesinde Dalye adıyla anılan ve iki grup arasında oynanan oyunun malzemeleri  bir top ve yedi adet yassı taştan ibarettir. Yassı taşlar üst üste dizilir. Amaç altı yedi metre uzaktan topu yuvarlayarak taşları yıkmaktır. Atış yapılıp, taşların yıkılmasıyla oyun başlar. Top karşı takımdadır, atışı yapan grup yıktıkları taşları tekrar üst üste dizmeye çalışırken, diğer grup  ellerindeki topu elden ele geçirerek onları vurmaya çalışır. Topla vurulan oyun dışı kalır. Eğer vurulmaya çalışılan kişi, atılan topu yakalayabilirse, topu rakiplerinin alamayacağı bir yere fırlatarak takımına zaman kazandırmış olur. Onlar taşları bu sırada üst üste dizmeye çalışırlar. Her ne kadar kulağa kolay işmiş gibi gelse de üst üste yedi taşı yıkmadan koymak çetin iştir. Tüm taşları dizerlerse, oyunu kazanırlar, eğer gruptaki oyuncuların hepsi taşları dizemeden rakipleri tarafından vurulurlarsa kaybederler.

Gerçek alet ve araçların minyatürleri her zaman çocuk oyunlarında önemli yere sahip olmuştur.Eğer oyuncaklara hazır olarak ulaşmaları belirli bir ölçüde engellenmişse çocukların yaratıcılıkları kolları sıvar. Kutular, tahta parçaları, teller şekil değiştirerek birer oyuncak halini alıverir. Senegal’de başlatılan Enda isimli  bir sivil  organizasyon hızla Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerine yayılmıştır. Fakir ailelerin çocukları ve işi olmayan gençlerine kullanılmış maddelerden oyuncaklar yapma öğretilmekte ve bu oyuncakların satışı sağlanmaktadır. Çocuklar atık maddelerden çantalar, bebekler, şapkalar, arabalar, uçaklar yapmakta ve satıştan elde edilen gelirin bir kısmı çocuğa verilmekte, kalan kısmı yeni oyuncaklar için malzeme temininde kullanılmaktadır.

"Oyun; gelişimin, temel aracıdır. Oyun olmadan ne normal yetişkinin zihnî hayatı, ne zinde bir yaşam için sağlıklı gelişim,
ne de güçlü bir gelecekten söz edilebilir." 
Richard Courtrey
 
 
 
SCRIPT language=javascript src="BILGEEV WEB\dosyalar/s_code.js" type=text/javaScript>